İngiltere… Okyanus üstünde bir okyanus, deniz derya

Belki havasından, belki hayatlarına fazla dahil olmasından, belki de sömürgecilik geçmişindendir bilinmez; Kıbrıslılar sevmez genellikle İngiltere’yi. Daha doğrusu Londra’yı. Çünkü genellikle İngiltere başkent Londra ile sınırlı algılanır; oysa bu ülkeyi tanımanın yolu Londra dışına çıkmakla mümkün. Tüm ülkeler gibi. Kentleri, kasabaları, köyleri, kırsalı, gerçek hayatı tanımakla… Ben aslında genelin aksine Londra’yı da seviyorum. Güneş delisi, yaz tutkunu, adanın bile kışına tahammül etmeyen bir Kıbrıslı olarak … Okumaya devam et İngiltere… Okyanus üstünde bir okyanus, deniz derya

Sessiz Çığlıklar…

“…İki anne; biri benim, biri eşimin annesi… Benim annem 1990’larda, 30’lu yaşların başlarında bipolar (manik depresip bozukluk); eşimin annesi de 1980’lerde, 40’lı yaşların başında şizofren tanısı aldı. Barış Ruh’ta adlarına açılan dosyalar sarardı. Çeşitli tedavi süreçleri, ilaçlar. Değişen doktor isimleri……. … Hepsi o yaş için çok fazlaydı. Aslında yaşla ilgili de değil, olanların hepsi hepimiz için çok fazlaydı. Ve sadece annem değil, 9 kardeşinin neredeyse … Okumaya devam et Sessiz Çığlıklar…

Masal şehirlerde kış rüyası… Prag, Karlovy Vary, Cesky Krumlov, Dresden… Belgrad ve Terezin de bonus

Prag ve Karlovy Vary, seyahat eden hemen herkesin listesinin başında. Benim için de ilk değil. Yıllar önce gitmiştim, henüz gezi yazıları yazmadığım yıllarda. Ama bu sefer rehberli ve organize bir geziydi, noel pazarlarının olduğu döneme denk geliyordu ve dahası daha önceleri uzak diye gitmediğim, rüyasını gördüğüm Çekya’nın bir başka muhteşem kenti Ceski Krumlov da vardı programda. Komşu ülke Almanya’nın Dresden kenti ile Prag/Dresden güzergâhındaki Terezin … Okumaya devam et Masal şehirlerde kış rüyası… Prag, Karlovy Vary, Cesky Krumlov, Dresden… Belgrad ve Terezin de bonus

Farklı bir dünya, hatta dünya dışı ayrıcalıklı rota: AZORLAR

Tatil, gezi planlarımızı genellikle bahar aylarına yönelik yaparız. Mart-mayıs dönemleri veya eylül/ekim. Bazen ani, günübirlik karar; bazen planlı, programlı. Kimi zaman tek, kimi zaman çekirdek aile; bazen dar arkadaş grubu, bazen de geniş. Son gezimizi geniş grupla, tümü dost ve arkadaşlardan oluşan 14 kişilik bir grupla yaptık. İyi yol arkadaşları olunca iddialı ve yoğun bir gezi planladık. Ulaşılması zor sandığımız, biraz ürktüğümüz, acaba’larla dolu bir … Okumaya devam et Farklı bir dünya, hatta dünya dışı ayrıcalıklı rota: AZORLAR

KERALA, Hindistan algımızı değiştirdi… Yokluk içinde varlığın, organize kaosun adresi… Ve baharatın anavatanı…

Hindistan… Uzun süreden beri gezi planlarımız arasında yer almasına rağmen cesaret edemediğimiz bir coğrafya. Ziyaret ettiğimiz onlarcasından, nereye çıkarırsa diye yola çıktığımız diğer ülkelerden farklı. Ülke demek bile zor, sanki bir coğrafyada on ülke gibi. Doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi; her biri başka özellikte. Hem çok büyük, hem 1.5 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi, hem duyumların/filmlerin/okuduklarımızın etkisiyle yemeden/içmeden sokağa kadar güvenlik kaygısı. Ne yer ne … Okumaya devam et KERALA, Hindistan algımızı değiştirdi… Yokluk içinde varlığın, organize kaosun adresi… Ve baharatın anavatanı…

Tarihi maden grevi sahnede hayat bulacak

Kıbrıs’ın yakın tarihinde büyük öneme sahip, kimilerine göre ada tarihini şekillendiren, 76 yıllık geçmişine rağmen izleri hâlâ canlı 1948 Maden Grevi, sahnede hayat bulacak. Kitaplarla, belgesellerle, canlı anılarla hep gündemde olan efsane grev, bu kez tiyatro oyunu olarak sahnelenecek. Uzun araştırmaların, arşiv çalışmalarının ardından Gündoğdu Gencer tarafından kaleme alınan tiyatro oyunu, Yusuf Nidai yönetmenliğinde sahneye taşınacak. Toplam 10 kişilik oyuncu kadrosunu seçme çalışmalarının tamamlanmasıyla, sahneleme … Okumaya devam et Tarihi maden grevi sahnede hayat bulacak

Yine, yeniden İtalya… Bu kez PUGLIA bölgesi ve AMALFİ kıyıları, çizmenin topuğu

İtalya… Kaçıncı gidişimiz bilmiyorum ama her seferinde farklı yerler, farklı bölgeler. O kadar zengin, cazip, uygun bir coğrafya ki her seferinde farklı bir seyahat mümkün. Bu kez topuk kısmını tercih ettik. Pek bilinmeyen Puglia/Pulya bölgesi ile ünlü Amalfi kıyıları. Toplam 8 günde 12 kent/kasaba/bölge ziyaret ettik, 2 bin kilometreye yakın yol kat ettik. Seyahati aylar öncesinden planladık mayısın son haftası için. Uçak biletlerini kestik; her … Okumaya devam et Yine, yeniden İtalya… Bu kez PUGLIA bölgesi ve AMALFİ kıyıları, çizmenin topuğu

Gezi rotamız bu kez Türkiye, Antalya… Ve yeni Ercan’la ilk tanışma

Geleneksel mart gezimizde bu kez Avrupa’yı değil, Türkiye’yi tercih ettik. Antalya’yı. Özellikle pandemi sonrası uçuşa geçen bilet fiyatları yanında, ‘yasaklılar’ listesiyle ilgili kaygı ve tepkilerimiz nedeniyle yıllardır gezi tercihlerimizde bu en yakın coğrafyayı göz ardı ettik. Üstelik çok iyi bildiğimiz, iyi tanıdığımız, sevdiğimiz yakın bir coğrafya. 20/30 Euro’luk biletlerle Avrupa ülkelerinde, Yunan adalarında tatil imkânı varken niye fahiş fiyatlarla seyahat edelim! Zorunlu rota değilse fiyat … Okumaya devam et Gezi rotamız bu kez Türkiye, Antalya… Ve yeni Ercan’la ilk tanışma

Balkan coğrafyasında 9 günde devrialem… 8 ülke, 20 kent, 3 bin kilometre yol

Kara yoluyla onlarca kenti kapsayan tura katılan arkadaşım, “hepsi birbirine karıştı, nereleri gördüğümü sorsan anlatamam, fotoğrafları bile ayırt edemiyorum” dediğinde tuhaf karşılamıştım. Ne demek istediğini kendim deneyimleyince anladım. Karışabiliyormuş. Çünkü farklı kentler, farklı ülkeler, farklı bayraklar olsa da ortaklık, benzerlik, aynılık çok. Özellikle Balkan coğrafyasında. Asırlar boyu farklı uygarlıklar altında bir arada yaşamış, birbirinden etkilenmiş, bağımsızlıklarını kazanmış, şiddetli savaş, soykırım ve katliamlara rağmen bir arada … Okumaya devam et Balkan coğrafyasında 9 günde devrialem… 8 ülke, 20 kent, 3 bin kilometre yol

KÜBA… Bir yanı 1960’larda donup kalmış, bir yanı açılım yolunda… Mutlu, kaygısız ama yoksun… Sağlık ve eğitimde dünyaya örnek, turizmde atılım büyük, günlük hayat hantal…

Yıllardan beri hayalimdi Küba. Birçok insan için öyle sanırım. Nedendir bilinmez, ille de görmem şarttı. “Romantik devrimci” olduğumdan değil, efsanelerle yaşamadım hiç; belki bu farklı rejimi pratikte görme arzumdan, belki hep keyifle yansıyan görüntülerden, purolu kadın resimlerinden, eski klasik arabalarla simgeleşmelerinden. Birçok neden olabilir ama hep çekti bir yanı ve iyi ki çekti; gittim, gözümle gördüm, elimle dokundum, efsanelerin pratiğini yaşadım. Tabii ki bu gezi … Okumaya devam et KÜBA… Bir yanı 1960’larda donup kalmış, bir yanı açılım yolunda… Mutlu, kaygısız ama yoksun… Sağlık ve eğitimde dünyaya örnek, turizmde atılım büyük, günlük hayat hantal…