Asırlık efsane, büyüdükçe keşfettiğim en özelim

Çoğul yapıp efsaneler desem daha doğru aslında. Çünkü onu, babamı efsane yapan neslinin özellikleri galiba. Annem de efsaneydi mesela; onu kaybedeli 11 yıl oldu ama çok sözü, çok tavrı, söyledikleri, nasihatleri, insanlarla ilgili teşhisleri hâlâ dilimizde. Hatta galiba zamanla, biz büyüdükçe daha da etkili. Annem ailede, her şeyde o kadar baskındı ki, onu kaybettiğimizde çekirdek ailenin çatısı gitmiş hissi yaşamıştım. Tamam babam hayattaydı ama gölgedeydi … Okumaya devam et Asırlık efsane, büyüdükçe keşfettiğim en özelim

İnsanın anavatanı çocukluğu…

İnsan hikâyeleri oldum olası ilgimi çekmiştir. Bu aralar da sokaklar yasak olunca okumalar arttı ya, uzun süredir elimde duran bir biyografiye başladım. Radi Dikici’nin kaleme aldığı eski bir kitap, Cumhuriyet’in Divası Müzeyyen Senar. Sesine, duruşuna hep hayran olduğum sanatçının hayatı. Çoğunluk kendi anlatımı. Bazı anılar o kadar ilginç ki, hayat dersi. Hani hayatta hiçbir şey tesadüf değil dedirten cinsten. 1900’lü yılların başı, annesi mevlitlerde gazel … Okumaya devam et İnsanın anavatanı çocukluğu…

Kablo ile elektrik rafa kalktı

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki ilişkiler, on yıllardan beri farklı şekillerde ama hep gündem oldu. Sadece devletleşme sürecinde değil, cemaat döneminden başlayarak aynı durum geçerli. Duygusal tepki ve algılar nedeniyle çoğu zaman sağlıklı tartışma zeminine oturamayan bu ilişki halini, son zamanlarda okumakta daha da zorlanır olduk. Bir yanda Kıbrıs konusundan ekonomik sorunlara kadar her alanda ilişkisizlik görüntüsü, diğer yanda Türkiye’nin tanımadığı “Kıbrıs Cumhuriyeti” temsilcileriyle temasları … Okumaya devam et Kablo ile elektrik rafa kalktı

Tüketiyoruz, tükeniyoruz…

Meslek hayatımda önemli yer tutan, yaklaşık 15 yıl her gün bir kaç kez demeçlerini, röportajlarını, kabullerini kaleme aldığım eski Cumhurbaşkanı, rahmetlik Rauf R. Denktaş, “Tekrar en iyi eğitimdir” derdi. Özellikle sürekli tekrarları karşısında sıkılan gazetecilere, “Her gün tekrarlıyorum da anlatamadım bu davayı, ya konuşmasam…” diye nükteli karşılık vermekten de kaçınmazdı geleneksel üslubuyla. Sürekli tekrar iyi eğitim mi, farkında olmadan koşullanma mı, tartışılır; ama gerçek veya … Okumaya devam et Tüketiyoruz, tükeniyoruz…

Suçlar daha da artacak

Her olayda olduğu gibi ekonomik krizlerde de ilk kez yaşıyormuş gibi davranıyoruz. Bunda insanoğlunun unutkan yapısı yanında, ders çıkarmamanın da payı büyük. Yaklaşık yüzde 50 devalüasyona neden olan 2001 krizi çok uzak, hatırlanmayacak bir geçmiş değil. Benim neslimi derinden etkileyen, bir gecede hayatımızın alt üst olmasına neden olan tsunami. Oğlumun sınav ücretlerini ödeyemediğimi dün gibi hatırlarım. O zaman da bugünkü gibi suni gerekçelerle açıklanmıştı kriz. … Okumaya devam et Suçlar daha da artacak

Doğa insansız yaşar, hatta daha iyi yaşar

Yaz sezonu bitmeden rutin Karpaz seyahatlerimizden birini yaptık geçtiğimiz günlerde. Hani okullar da açıldı, insanlar tatil modundan çıktı, tesisler boşaldı düşüncesiyle kalabalık bir arkadaş grubuyla. Tam da düşündüğümüz gibi, sessiz sakin bir gecelik bir kaçamak oldu.   Çayırova/Bafra kavşağındaki rutin mekânlarımızdan Ayşe’nin Mutfağı’nda yaptık ilk durağı. Ana, nene usulü sarı muhallebi, bu muhteşem güzergâhın vazgeçilmezi çünkü. Kısa bir mola. Üstelik bohurlanma da bedava… Oradan yaklaşık … Okumaya devam et Doğa insansız yaşar, hatta daha iyi yaşar

Yargıya güveni sarsacak ilk adım, etik değil

“Cumhurbaşkanını, başbakanı, doktorunuzu, mühendisinizi değiştirebilirsiniz ama yargıcı değiştiremezsiniz.  KKTC’de adalet yargıçların elinde. Yargı bu ülkenin tek güvencesi, tek güvenilir kurumu. En küçük ima, dedikodu dahi zarar verir ve bir kez yıpranmaya başladı mı nerede duracağı belli olmaz. Dünyada örnekleri çok…” Bu sözler, eski yargıçlardan, Yüksek Mahkeme Başkanlarından Salih Dayıoğlu’na ait. Yargıçların, mahkeme başkanlarının çok az konuştuğu, hatta neredeyse basın karşısına hiç çıkmadığı dönemin yargıçlarından. Yaş … Okumaya devam et Yargıya güveni sarsacak ilk adım, etik değil

Tedavülden kalkmadan…

Ruhumu geride bırakıp koşuşturduğum, telaşlı bir dönemimdi yine. En yakınlarımı ihmal ettiğim, iş/randevu/ etkinlik odaklı rutin akışa kendimi bile sığdıramadığım, minik oğlumun “annemi isterim” diye işyerime mektup gönderdiği günler… Fax’la göndermişti alıntıyı yakın dostum, çünkü henüz e-posta/mesaj/facebook ile değil; konuşarak ve yazışarak iletişim kurduğumuz yıllardı. “Beni ihmal ediyorsun” diyordu dolaylı şekilde… Mesaj alındı… Ve o günden beri, yaklaşık 20 yıldır rehber olarak önceleri çantamda, sonraları … Okumaya devam et Tedavülden kalkmadan…

Çöküşle birlikte çürükler ortaya çıkıyor

Yunanistan’ın iflâs ilan etmesine neden olan yaklaşık 5 yıl önceki krizle birlikte, toplumu derinden kemiren bir dizi çürümüşlük gün yüzüne çıkmıştı. Bunlardan en çarpıcısı, bizim de o dönem birçok yazımıza konu olan “körler köyü” örneğiydi. Nüfusunun üçte ikisi 20 yıldan beri körlük maaşı alan bir köyde, gerçek kör sayısının 80 değil 3 olduğu, 77 kişinin 20 yıl sahtekârlıkla kamu bütçesinden maaş aldığı ortaya çıkmıştı. Bunun … Okumaya devam et Çöküşle birlikte çürükler ortaya çıkıyor

Krizler tanışma, yüzleşme ortamı

Ekonomik krizler bir yandan yıllarca etkisini sürdüren derin yaralar, travmalar yaratırken, diğer yandan bir dizi fırsatı da bünyesinde barındırır. Aynı zamanda “tanışma” imkânı da sağlar. Siyasi ve ekonomik bir dizi dış etkenle yaşanan son kriz için de aynı durum geçerli. Türk Lirası’ndaki şok değer kaybının yol açtığı krize KKTC’nin müdahale imkânları son derece sınırlı olmasına karşın, yok farzedilen derin yapısal sorunların gün yüzüne çıkması, elle … Okumaya devam et Krizler tanışma, yüzleşme ortamı