YAYBAHAR… Türk Müzisyen Görkem Şen’in icadı… Kozmik, özgün, büyüleyici

Rüstem Kitabevi Lefkoşa’nın kültür, sanat merkezi  artık; hatta Lefkoşa’nın kalbi desem yanlış olmaz. Sürekli etkinliklerin olduğu bir mekân. Kapıdaki duyurulara veya internet sitesine bakarak takip etmeye çalışıyoruz etkinlikleri. Son YAYBAHAR diye bir duyuru görünce, doğrusu ilgilenmedim. Çünkü ne olduğunu anlamadım, açıkçası şiir etkinliği sandım. Şiirsel bir isim çünkü. Ali (Rüstem) mesaj atıp “kaçırma” diye uyarınca internetten bir tarama yaptım ve utandım. Meğer YAYBAHAR; yeni, bilmediğimiz bir müzik aleti. Tek. Bir Türk müzisyenin, Görkem Şen’in yıllar süren araştırmalar sonucu geliştirdiği özgün bir alet. Bir icat. Yeni de değil, 15 yıla yakın geçmişi var. Sadece Türkiye’de değil, farklı coğrafyalarda canlı performanslar yapmış. Ve bu mucid sanatçı bu kocaman aletle Rüstem’de canlı performans sunacak. Elbette kaçırılmayacak bir ayrıcalık.

Rüstem Kitabevi’nin üst katında oluşturulan yeni konser/gösteri salonuna girdiğimizde, mistik/ruhani br ortamla karşılaştık. Çember şeklinde kurulu oturma düzeni. Loş ortam. Ortada da yeni tanışacağımız kocaman bir alet. Ortam, çalınacak müziğin ruhuna dair izlenim niteliğinde. Kısa sürede başlayan yaklaşık bir saatlik canlı performans da o ortamla bütünleşti zaten. Bir saat oturduğu sandalyede kıpırdamadan büyülenmiş gibi izledi yüzü aşkın izleyici.

YAYBAHAR, kocaman bir alet. Akustik enstrüman. Ses kaynağı davul ve teller. Davul, yaylar ve tellerden oluşuyor enstrüman. Hem yaylı, hem vurmalı. Müzisyen olmadığım, müzik aletlerini sadece dinleyici olarak bildiğim için internetten tarama yaptım. Nedir, nasıl çalışıyor bu YAYBAHAR!

Akustik yaylı sentezci olarak tanımlanıyor genellikle. Sentezci. Bana da zaten ney sesi gibi geldi. Elektrik bağlantısı veya dijital efekt kullanılmamış. Basit gibi görünüyor ama değil, mühendislik harikası sanki. İnternet taramalarında yabancı bir gazetede YAYBAHAR için “dahi canavar” ifadesine bile rastladım. Derin, yankılı ve kozmik sesler üreten benzersiz bir yaylı enstrüman.

Uzmanı olmadığım için müzik aletiyle ilgili fazla yorum haddime değil ama hissettirdiklerini yazabilirim. Konser gecesi müzisyenler dahil bir çok insan hayranlık belirtti, farklı yorumlar yaptı. Bana ney sesi gibi dinlik hissettirdi. İç dünyaya dönük, derin tınılar.  Çok izleyicinin de canlı performansı gözleri kapalı, trans halinde dinlediğini gözlemledim. Ve bir de film müziği havası var sanki o tınılarda.

Canlı performansa başlarken, neredeyse tümü bu enstrümanla ilk kez tanışacak dinleyici kitlesini uyarma ihtiyacı hissetti Görkem Şen. “Eğlenceli, neşeli değil” dedi çalacakları için. Doğru ama neredeyse herkese hitap eden tınılar. Hatta bilinen, hafızalarda/dilde yer eden ezgiler de vardı repertuarda. Gülnihal gibi, Sarı Gelin gibi… Geleneksel seslerin modern mekanizmayla birleştirilmesinin örnekleri.

Gerek canlı performans gecesindeki izleyicilerden, gerekse internetteki taramalardan farklı yorumlar derledim. Kimine göre tuhaf, kimine göre kozmik, kimine göre farklı, çoğunluk için büyüleyici. Benim için de büyüleyici, kozmik ve özgün.

Ve bir not. Yaybahar’ın mucidi, besteci, müzisyen Görkem Şen, bir süreden beri adalı, KKTC’de yaşıyor.

Bir Cevap Yazın