Aslolan hayattır…

“Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür” demiş Anne Frank. Yahudi soykırımının simge isimlerinden, 16 yaşında soykırıma kurban gidene kadar 2 yıl saklandığı odada yaşadıklarını günlüğe aktaran, bu günlükle tarihe not düşen cesur yürek Anne Frank. Aslında farklı bir gaileyle not düştü yukarıdaki sözleri. Hayatın acımasız çarklarında, ölüm makineleriyle boğuşurken, inanılmaz trajedilere, gerçek acıya tanıklık ederken kaleme döküldü bu sözler. Yaklaşık … Okumaya devam et Aslolan hayattır…

Yokken harcadık, varken yokluktayız

Türkiye ile birlikte KKTC’yi de ateşe atan, kaosa sokan son ekonomik kriz, bir dizi dersle dolu. Yaklaşık 500 milyar Dolar dış borcuna ek olarak;  bölgeyle ve dünyayla kavgalı siyaseti, demokrasiden ve hukuk devletinden uzaklaşan yapısıyla hızla istikrarsızlaşan Türkiye ile birlikte KKTC de bilinmeze doğru sürükleniyor. Geçmiş krizlerden farklı olarak siyasi söylemlerin ön plana çıkmasıyla belirsizlik artarken, aynı para birimini kullanan, ekonomide göbekten bağlı KKTC de … Okumaya devam et Yokken harcadık, varken yokluktayız

Getto’larda mı yaşar olduk!

“Yaşamdan yakınmamızın nedeni, karşılaştığımız zorlukların büyüklüğü değil, gücümüzün azlığıdır” der Fransız oyun yazarı Pierre Corneille. Yüzyıllar önce söylenmiş ama dünü de, bugünü de özetleyen; bize de denk düşen veciz sözlerden. Geçtiğimiz hafta rutin Büyükhan ziyaretimde yaşadığım bir diyalog yeniden hatırlattı bu sözü. Hem biz için; hem sohbetin öznesi, adaya yerleşmeye karar veren Türkiyeli aile için… Kavurucu sıcak nedeniyle Büyükhan’ın boş olduğu öğle saatleriydi. Sıcak havadan … Okumaya devam et Getto’larda mı yaşar olduk!

CİRA’yı kullanmayacağım artık

Türk ve Rum gazeteci örgütleri, adı konmamış mesafeli ilişkiyi son yıllarda kısmen aşarak karşılıklı iyi ilişkiler geliştirmeye başladılar. Kuşkusuz bunda, Rum gazeteci örgütündeki yönetim değişikliğinin payı büyük. Örgütler arası ilişkilerin gelişmesi, yurt dışına uzanmasıyla birlikte, tatmin edici olmasa da işbirlikleri oluşmaya başladı. Karşılıklı değişim programıyla genç gazeteciler karşı tarafta görev yaparak bir birini tanıma imkânı buldu örneğin. Ve son olarak da bu işbirliğinin sonucu olarak … Okumaya devam et CİRA’yı kullanmayacağım artık

Kendimize yabancılaştık…

Filmlerde görmüştüm herhalde, çünkü köyüme medeniyet erken gelmişti. Ama gerçeğini ilk kez görüyordum. Göbeğine kadar sakallı, vahşi, kapıları vurup evlere giren, buzdolaplarını kırarcasına açıp kafalarına su diken kaba adamlarla ilk o gün tanışmıştım. 20 değil, sanırım 22 Temmuz’du. Çünkü küçük köyümün kadını/erkeği av tüfekleriyle bir kaç gün “direnmişti” köyü basan EOKA’cılara. Aç, vahşi militanlar küçük beynime kazınmış iyice; çok şeyi unutmama karşın onları hala bugün … Okumaya devam et Kendimize yabancılaştık…

Dayatmalara karşı “nitelikli” dik duruş

Türkiye, son 10 yıldan beri hızlı bir dönüşüm içinde. Dün itibarıyla resmileşen rejim değişikliğiyle birlikte, bu dönüşümün nereye varacağını kestirmek güç. Dünya ve bölgeyle birlikte Kıbrıs Türkü de bu gidişattan kaygılı. Ancak Kıbrıs Türkü’nün kaygısı, diğerlerinden farklı tabii ki. Kaygının odağı, tarihi/ekonomik/siyasi/sosyal ilişkiler nedeniyle, yaşam şekline yönelik dayatma ve müdahalelerdir. Hatta bunların daha da artacağı yönündedir. Yeni rejimin Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün yapacağı KKTC … Okumaya devam et Dayatmalara karşı “nitelikli” dik duruş

Alarm seviyesinde

“Göçmen devleti olduk” dedi Mete Hatay dünkü röportajımızda. Ne demek göçmen devleti? Nüfusun, ülkede yaşayanların çoğunluğu yabancı demek. Verilere göre bu oran yaklaşık üçte iki. Çalışmak için gelenler, onların aileleri, öğrenciler, askerler, buralarda yaşayan yabancılar… Yeni bir gerçeklik mi bu? Evet yeni; üstelik 3-5 senelik. Asker, işçi, öğrenci yılların gerçeği ancak son yıllardaki artış alarm seviyesinde. Çünkü yabancı girişi kontrolsüz.  Çünkü öğrenci sayısı çok kısa … Okumaya devam et Alarm seviyesinde

Sandığa gitmeyen yeni nesle dikkat! Dünyayı onlar kurtaracak

Öncelikle yazının başlığının, sandığa gitmemeye destek olarak algılanmamasını dilerim. Seçim vesilesiyle uzun zamandır dikkatimi çeken bir konuda görüş dile getirme gailesi benimki. Dünyayla birlikte Kuzey Kıbrıs’ta da hızla artan, genç kuşak olarak nitelenebilecek, özellikle 30-40 yaş bandındaki bir kitleye dikkat çekmek amacım. Görüp de farkında olmadığımız, yaşamın her alanında karşılaşmamıza rağmen odaklanmadığımız, hızla büyüyen bir kitle. Çoğunlukla saçları rastalı, dövmeli, bireyselliği ön planda, rahat giyimli, … Okumaya devam et Sandığa gitmeyen yeni nesle dikkat! Dünyayı onlar kurtaracak

Doğru seçimler yapalım…

“Patronaj sistemi genel siyaset yanında, bağlantılı olarak belediyeleri de yavaş yavaş terk ediyor. Adım adım siyaset sahnesinden çekiliyor. Çünkü kaynaklar tükendi, tükeniyor” diyor Siyaset Bilimci Salih Egemen. Bu, son zamanlarda duyduğum en umut verici söylem, teşhis. Arazide çalışma yapan, kentlerde/köylerde belediyelere alan çalışmalarıyla hizmet veren bir isim Egemen. Ne demek patronaj sistemi? Kamu kaynaklarının bireysel amaçlar, yandaşlar için kullanılması, “iyi görünme” halleri özetle. Oy devşirmek … Okumaya devam et Doğru seçimler yapalım…

Pestisit listesi algı oluşturuyor

“Yediğimiz içtiğimiz zehir” diye yazdı geçtiğimiz gün Başaran Düzgün. Aslında yaygın bir söylem, bu konuda geniş bir kesimde algı oluşmuş durumda. Yediğimiz, içtiğimiz gerçekten zehirli mi? Bu kadar genelleme ne denli sağlıklı ve hangi veriye dayanıyor! Tarım Dairesi, hükümet/müdür değişikliklerine rağmen yerli ve ithal ürün kontrollerinde uzun süreden beri dünya, Avrupa standartlarını yakalamış durumda. Sistematik olarak ürün örnekleriyle analizler yapılıyor ve belirlenen limitleri aşanlar deşifre … Okumaya devam et Pestisit listesi algı oluşturuyor