Milyonda bir görülen Amiloidoz ile tanıştı, farkındalık için mücadele başlattı

“Hastalık değil, tanı ender. Kongo Kırmızısı KKTC’ye de gelmeli” Devrim Barçın, 35 yaşında genç bir insan. Profesyonel sendikacı, Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Genel Sekreteri. Bu günlerde sendikacılıktan çok, hastalıkla mücadele ediyor. Çoğumuzun adını ilk defa duyduğu, hatta telaffuz etmekte zorlandığı bir hastalıkla. Hastalığın adı Amiloidoz. Vücut dokularında anormal protein birikiminin yol açtığı nadir bir hastalık. Milyonda bir görülen türden. Tedavi için her hafta İstanbul’a gidiyor. … Okumaya devam et Milyonda bir görülen Amiloidoz ile tanıştı, farkındalık için mücadele başlattı

Öksüz doğdu, amcayı baba sandı, 9 yaşında sakız yaparak çalışmaya başladı, hep el emeğiyle yaşadı

“Omuzlarımda ağırlık çok. 100 yaşında gibiyim…” Havva Ceylangüden, 46 yaşında genç bir kadın. Adıyla, soyadıyla var olan kadınlardan değil. Ben de adını röportaj yaparken öğrendim zaten. Ama Lefkoşa Suriçi’ne, Büyükhan’a uğrayanların tanıdığı bir sima. Buraların esnafı şimdilerde. Hatta hep gülen yüzüyle Büyükhan’ın güllerinden. Ama çoğumuzda olduğu gibi, göründüğü gibi olmayanlardan. Gülen yüzün, gözlerin ardında trajik yaşam öyküsü barındıranlardan. Öksüz doğdu, amcayı baba sandı, ilki 16 … Okumaya devam et Öksüz doğdu, amcayı baba sandı, 9 yaşında sakız yaparak çalışmaya başladı, hep el emeğiyle yaşadı

Lefkoşa’nın kalbinde bir Lezzet

“Kıbrıslılar biraz burjuva…” “Hayatta en değerli şey emek. Alın teriyle kazanılmalı her şey. Günde 3 bin Euro kazandığım zamanlar oldu, çok para kazandım, ama elimi kirletmekten hiç çekinmedim. Amelelikten gocunmam. İhtiyacınız olmasa bile, çok paranız olsa dahi emeğe değer vermemek insanın kimyasını bozuyor…” Bu sözler Hasan Hüseyin’e ait. Dünyaca ünlü moda/reklam fotoğrafçısı. Yıllarca Türkiye’de kendi alanında bir kaç kişiden biri. Ama biz onu, bu ünü … Okumaya devam et Lefkoşa’nın kalbinde bir Lezzet

O bir müzik üstadı, inşaat ustası, asansörcü… Şarap ve peynir yapar, resim çizer, dağarcık ve müzik aleti imal eder… Her parmağında bir marifet

“Sokak çalgıcısı olmak isterdim” Adı kemanla özdeşleşti. Kime sorsanız, keman sanatçısı veya Kıbrıslı ifadesiyle “kemaneci” der. Aslında esas müzik aleti keman, ama onunla kalmadı. Piyano, akordion, ud, flüt, gitar, klarnet, zurna da eklendi; belki dahaları. Müzik üstadı oldu. Kırktan fazla beste yaptı. Korolar, orkestralar kurdu, ilk kez çigan müziği icra etti. Müzik öğretmeni olarak okullarda yüzlerce insana dokundu.  Folklor da ilgi alanı; hem çaldı, hem … Okumaya devam et O bir müzik üstadı, inşaat ustası, asansörcü… Şarap ve peynir yapar, resim çizer, dağarcık ve müzik aleti imal eder… Her parmağında bir marifet

“Statükoya dokunmazsanız kaybedersiniz”

O bir aktivist, hekim, barış gönüllüsü, futbol fanatiği ve Mağusa tutkunu Esas mesleği hekimlik. İç Hastalıkları uzmanı. Ama hekimliği kadar, hatta ondan öte aktivistliğiyle tanındı Dr. Okan Dağlı. Aktif siyasetin dar geldiği isimlerden oldu, aktivistliği milletvekilliğine tercih etti. Adı Mağusa ile özdeşleşti. Kentle ilgili çalışmaları, kitapları, araştırmaları rehber oldu. Bir grup entelektüelle birlikte kurdukları Mağusa İnisiyatifi, kentin birleşmesine ve barış kültürüne yönelik çalışmalarıyla sadece adada … Okumaya devam et “Statükoya dokunmazsanız kaybedersiniz”

Günübirlik 2 bin Rus turist

Şahinoğlu: “Turist sayısı arttı, kalite düştü” Turizmin duayenlerinden, 35 yıllık turizmci Metin Şahinoğlu, KKTC’de turist sayısı artmasına rağmen, turist profilinin değiştiğine ve kalitenin düştüğüne işaret etti. “Sayı arttı ama harcama azaldı. Alım gücü düşük bir turist profili var” diyen Şahinoğlu, bunun da yanlış tanıtım politikalarından kaynaklandığını vurguladı ve uluslararası profesyonel şirketlerden hizmet alınmasını önerdi. Başta İngiltere olmak üzere yurt dışında ve KKTC’de yaklaşık 35 yıldan … Okumaya devam et Günübirlik 2 bin Rus turist

Dede kurdu, evlâtlar yaşattı, torunlar geleceğe taşıyor… İSKEMLECİ, Mahmutpaşa ve Samanbahça’ya yeni enerji

Lefkoşa’nın sembol mekânlarından, hasır sandalye yapımıyla ünlü İskemleci, 3. kuşağın elinde geleceğe taşınıyor. Daracık Mahmut Paşa sokağında dede Nevzat Salih’in 1955’te kurduğu, evlâtların yaşatarak bugünlere taşıdığı İskemleci, 3. kuşağın, torunların devreye girmesiyle butik otel olarak geleceğe taşınıyor. Sadece butik otel değil, restoran ve cafe olarak bölgeye renk katmaya hazırlanıyor. Bir kapısı Mahmutpaşa Sokak’ta, diğeri Samanbahça’da. İki yöne de açık, minik, sevimli bu mekân, pazartesi açılacak. … Okumaya devam et Dede kurdu, evlâtlar yaşattı, torunlar geleceğe taşıyor… İSKEMLECİ, Mahmutpaşa ve Samanbahça’ya yeni enerji

Özel bir aile, özel bir kadın, tenisin kraliçesi… ÖZEL VASSIF

Raketlerden müze yapmak yerine gençlere, çocuklara dağıttı. Onlarcasını yetiştirdi. En değerli hatırası 80 yıllık bebek Adı hep tenisle anıldı. “Tenisin kraliçesi” olarak geçti kayıtlara. Sadece tenis değil; kayak, bisiklet, koşu, yürüyüş, yüzme. Hep sporla yoğruldu hayatı. Ve İngilizceden Fransızcaya, Almancadan Rumcaya yabancı dillere hâkimiyetiyle bilindi. Adada, Türkiye’de yabancı misyonlarda çalıştı. Duruşu, yaşamı, özgür tavırlarıyla ilgi çekti; adayı mini etekle, şortla, bisikletle tanıştıran kadınlardan oldu. Çünkü … Okumaya devam et Özel bir aile, özel bir kadın, tenisin kraliçesi… ÖZEL VASSIF

“Üniversitelerimizde hukuk eğitimi yetersiz”

Yaklaşık 60 yıllık hukukçu… Sömürge yıllarından başlayarak avukat, başsavcı, hâkim olarak görev yaptı… Toplumsal mücadele yıllarında yeminli TMT’liler arasında yer aldı… KKTC’nin kuruluşuyla Kurucu Meclis’te bulundu, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı yaptı… Ama “hiç sevmem, başımıza ne geldiyse ondan geldi” dediği siyasete bulaşmadı… Ve bugün 85 yaşında hala görev başında Oktay Feridun… Kıbrıs Türkü’nün, hatta adanın saygın hukukçularından. Sömürge yıllarında zor koşullarda İngiltere’de eğitim almış, dönemin … Okumaya devam et “Üniversitelerimizde hukuk eğitimi yetersiz”

Bir “öteki” hikâyesi… Arabahmet’ten Çapa Tıp’a

“Her şeye sahip olanların, yokluk görmeyenlerin mücadele için nedenleri kalmaz” Türkiye’den gelen işçi ailelerinden birinin çocuğu. İki aylıkken geldi adaya, 1992’de. Hayatı, yoğun olarak Türkiyeli işçilerin yaşadığı, yoksulluğun hâkim olduğu Lefkoşa suriçinde, özellikle Arabahmet bölgesinde geçti. Arabahmet İlkokulu’nda, ardından Demokrasi Ortaokulu’nda ve Fen Lisesi’nde okudu. Daha ilkokuldan hayali İstanbul Çapa’da tıp okumaktı. Yokluğa, başarısız diye nitelenen okullara rağmen hayaline ulaştı. Üstelik KKTC birincisi oldu 2010 … Okumaya devam et Bir “öteki” hikâyesi… Arabahmet’ten Çapa Tıp’a