Gumbaro’luk zamanı… 

Bu topraklarda hayat kurmaya çalıştığımız yıllardı, 1980’li yılların sonu. Daha henüz anne/babaların ev-eş-iş tümü bir yerde her tür imkanı hazır sunmadığı yıllar. Belki göçmenlik koşullarının devam etmesinden, belki “kendi ayaklarımız üzerinde durma” kültürümüzden ve üniversite yıllarında edindiğimiz mücadele azminden; neslimiz gibi kendi yağımızla kavrulmaya çalıştığımız yıllar. Üniversite sonrası karnımda bebekle bir yandan iş, bir yandan ev arayışı. Elde avuçta yok, iş aslanın ağzında. “Devletin varlığı … Okumaya devam et Gumbaro’luk zamanı… 

Kifayetsiz muhterisler

Sosyal medyayla birlikte ünlenen “kifayetsiz muhterisler” araştırması sanıldığı gibi KKTC’de değil, Amerika’da yapılmış. İki psikoloğun imzasını taşıyor. Üstelik bu iki uzmana 2000 yılında psikoloji alanında nobel ödülü kazandırmış bir araştırma. Justin Kruger ve David Dunning tarafından yapılan, kendi adlarını taşıyan araştırmanın teori yanında, New-York’taki Cornell Üniversitesi’nden 45 öğrenciye  uygulanan alan çalışması da var. Dünyanın farklı coğrafyalarında, farklı kültürlerde “cahil cesareti” adıyla da büyük ilgi gören … Okumaya devam et Kifayetsiz muhterisler

Makyavelist gonga…

İtalyan düşünür Makyavel’in adını elbette duymuştum herkes gibi, ama adıyla anılan felsefesini belki odaklanmadığımdan ancak bir tartışma sonucu öğrenmiştim yıllar önce.  “Magyavelist” demişti biri ötekine aşağılamak için ve açıkçası, internet araştırmasının ardından öğrenebilmiştim anlamını. Meğer “amaç için her yol mübah” diyenleri anlatıyormuş bu ifade… Her şer’de bir hayır var misali; yaklaşık altı asır önce yaşamış bu düşünürü ve felsefesini daha yakından incelemek için motive oldum … Okumaya devam et Makyavelist gonga…

İyi ki konuştu…

Kıbrıs Türk siyasetini yeniden biçimlendirmeye aday Cumhurbaşkanlığı seçimini yeterince tartışmadan, gürültüden uzak irdelemelere fırsat bulmadan “yavru-ana” gündemiyle sarsıldı ülke. Hatta bölge… Türkiye Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın alışılmış lisanı bomba gibi düştü ülke gündemine. “Kardeş” tanımlamasına karşı çıkarak diplomatik olmayan uslubuyla “ana-yavru” ilişkisine vurgu yapan açıklaması, sadece adada değil, Türkiye’de de gündem oldu. Yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Türkiye medyası aracılığıyla hızla gelen yanıtı ise Kıbrıs Türkü’nün … Okumaya devam et İyi ki konuştu…

“GAZETECİLİK TEMAS VE MESAFE MESLEĞİDİR…”

Mahkeme koridorunda karşılaşmıştık lise arkadaşımla, yıllar önce. Aslında cübbesinden anlamam gerekirdi. Ama ya anlamadım, ya düşünmedim; emin değilim. Patavatsız Kıbrıslı edasıyla “napannn… “ diye gürlemiştim mahkeme koridorlarında. Özlemle selamlaşacağımız zannıyla! Ama o; sevimli olmaya da çalışmadan terslemişti beni. “Burası mahkeme koridoru ve ben bir yargıcım” diyerek sadece tokalaşmış, mesafe koymam gerektiğini “hissettirmişti”. Demek istediğini, tavrını ancak yıllar geçtikçe ve adalet dağıtanlarla kanaat önderlerinin “mesafeli” duruş … Okumaya devam et “GAZETECİLİK TEMAS VE MESAFE MESLEĞİDİR…”

Reforma kendimizden başlayalım…

“Burada hayatın kendisi bile hayata şaşar” der Ahmet Altan Türkiye’yi anlatırken… Galiba buralarda da öyle, hatta “korumaya” alınmalık… Trafikte düzen ve kural isteriz, kaldırıma park edilmiş arabaya zabıta ceza yazınca “park yeri yok ki” diyerek kıyameti koparırız. Hatta Facebook’tan yayın yapmaktan da çekinmeyiz… “Let’s do it” kampanyalarıyla görkemli etkinlikler düzenler, çöpü marketten aldığımız naylon poşette kapı önüne koyarız… Su parasını ödeyemeyiz, görkemli stüdyolarla şov yaparız… … Okumaya devam et Reforma kendimizden başlayalım…

Herkes sıkıntıdan patlıyor!

“Her şeyim var, hatta karavanım da. Evimde, işimde sorun yok. Gelirim iyi. Yine eksik bir şeyler var” dedi marketteki adam. Tanışmıyoruz, en azından ben onu tanımıyorum. Öğretmen. Tanışık gibi davranıp çokbilmiş edasıyla akıl vermeye çalışınca da “Sen sıkılmıyor musun” diye sorma cesareti buldu. “Ben kendimden bile sıkılıyorum” deyince, rahatladı sanırım… Restoranda selamdan öte tanışıklığım olmayan 25 yaşlarındaki genç, “Merhaba, nasılsınız” diye sorunca; gelenekselleşmiş sıradan yanıtımla … Okumaya devam et Herkes sıkıntıdan patlıyor!

ŞİŞE SUYUYLA İZOLE HAYATLAR

“Kızıma çok zaman harcıyorum, her istediğini yapıyorum, her şeye sahip ama oyundan, bebekten, parktan bile zevk almıyor. Hiçbir şeyden mutlu olmuyor” dedi 30’lu yaşlardaki genç kadın. Bahsettiği kızı da tatlı mı tatlı ve henüz 3 yaşında… Her şeye sahip 3 yaşında sağlıklı bir çocuk nasıl olur da mutlu olmaz düşüncesi dün gece boyunca beynimi kemirdi. Acaba bu coğrafyanın kaderi mi, dört taraftan denizle çevrili olmanın … Okumaya devam et ŞİŞE SUYUYLA İZOLE HAYATLAR

Uzaylı gibi yaşıyoruz, yaşatıyoruz

“Herkes sıkıntıdan patlıyor” dedik ya son yazıda, “çok meşgul olduğunu, hiç de sıkılmadığını” anlatan bir dizi tepki aldım, tam da beklediğim gibi. Oysa rutin gündemden sıkıntıları, kendi sıkılmalarımı dağıtmaktı biraz da amacım. Pazar sabah yürüyüşünü yaptığım yakın dostum da yazıyı fazla genelleştirilmiş bulanlardan. Konunun toplumun ruh sağlığına kadar genelleştirilmesini abartılı olarak niteleyenlerden. Sıkılmadığını, sıkılmaya vakti olmadığını anlatanlardan… Gerçekten de hiç boş vakti yok. Hem anne-babası, … Okumaya devam et Uzaylı gibi yaşıyoruz, yaşatıyoruz

Mahalledeki Afrikalıların izinden…

Efsanevi lider, sembolleşmiş isimlerden Nelson Mandela, günlerce devam eden ve dünya liderlerini biraraya getiren törenlerin ardından pazar günü toprağa verildi. Adına yaraşır,  dünyanın farklı köşelerinden ilgiyle izlenen bu törenlerde en fazla ilgi çeken; Güney Afrika halkının ağlayarak ağıt yakmaktan fazla  liderlerini şarkılarla, dans ederek uğurlamaları oldu. Afrikalı Tarihçi Motshekga, BBC’ye demecinde, “Dans huzur verir… Ölüm, aynı zamanda bir başka yaşama yolculuktur. Yas tutarken bir yandan … Okumaya devam et Mahalledeki Afrikalıların izinden…